14 Kasım 2008 Cuma

KÜKRÜYORUZ!!!



Futbolcularımıza, teknik ekibimize ve yönetimimize buradan bir kez daha sesleniyoruz. Oynadığımız maç herhangi bir lig maçından ibaret olabilir ama ezeli rekabetin önemini anlayın. Bu maçların onur savaşı olduğunu ve Fenerbahçe’nin bizim en büyük rakibimiz olduğunu asla unutmayın. İnşallah bizlere bir mağlubiyet daha yaşatmayarak şampiyon olup kendinizi affettirirsiniz. Her zaman olduğu gibi sonuna kadar takımımızın arkasındayız ve arkasında olmaya devam edeceğiz

10 Kasım 2008 Pazartesi

ONORE A GABRIELE SANDRI



"ho appena finito di suonareed ora come al solito in partenzaper portarvi fino alla vittoria."sempre con noi."sessizlik henuz basladi (aslinda sesimi henuz kestim)ve alisilmis gitme vakti geldi size zaferi getirmek icin"herzaman bizimle..

Lazio'nun en etkin taraftar grubu ; '' irriducibili '' 12 kasım 2007 tarihinde offical sitesinin açılış sayfasını bu şarkıyla donatıyordu..ve arkasından yukarıdaki maddeleri alt alta sıralayarak mesajı göndermek istedikleri yere zarfı atıyorlardı.. Polis tarafından öldürülen bir Lazio'lu taraftar için klübün en büyük taraftar grubunun bu tepkiyi vermesi anlaşılır bir davranış biçimiydi ancak ilginç olan aynı gün Serie A -B- C dahil tüm Calcio (İtalyan futbol ligleri) takımlarının taraftar dernekleri ortak tepkiyi bu ortak şarkıyla gösteriyordu.. Çünkü 11 kasım 2007 tarihinde İtalyan Calcio'sunun Ultras'ları için; yine bir Lazio taraftarı olan Vincenzo Paparelli'nin As Roma Ultras Curva'sından atılan bir işaret fişeğiyle öldürülmesinden (romalılara göre vincenzo'yuda polis öldürmüştü) ve yıllar önce avrupa kupalarında oynanan Juventus Liverpool finalinde iki takım taraftarları arasındaki olaylar sonucu dünya futbol tarihine ''heysel'' faciası olarak geçen olayın arkasından gelen üçüncü ve en önemli dönüm noktalarından birisi yaşanmıştı.. 12 kasım tarihli manşetlerin içeriğini belirleyen olay, 11 kasım günü ; Serie A'da İnter ve Lazio taraftarları arasında maç öncesi yaşanan olaylarla çakılan kıvılcım sonucunda Lazio taraftarı Gabriele Sandri'nin polis kurşunlarıyla öldürülmesiydi..

Günümüz Kapitalizminin endüstriyel sınırlarla kuşattığı futbolun, finansal yönüne egemen olan ve reklam pastasının büyük dilimine sahip olunca sahadaki ruhuda satın alabileceği yanılgısına düşen egemenlerin medyası için bu haber sadece ''sahalarda görülmek istenmeyen klasik kriminal hardcore holigan haberlerinden biri '' olabilir.. oysa endüstriyel futbol karşıtı ultras taraftar hareketleri için olay başlı başına bir isyan nedeniydi.Nike ve Adidas gibi küresel şirketlerin veya skysports ile rai uno 'nun gündeminde Sandri olmayabilir ancak bugün futbolu beyaz camlı plazalardan değilde stadyumların kalearkalarından,deplasman trenlerinin yıkık dökük koltuklarından, alkole boğulmuş publardan, taraftarın kendi maddi imkanlarıyla çıkardığı tribün kültürü fanzinlerinden yükselen ortak çığlıkla yaşayanlar için sandri'nin polis tarafından katledilişi polisle savaşın resmen başlaması demektir. Oyunun bahissiz, mafyasız, şikesiz ve politikacı zırvaları olmadan sokaktaki öz haline dönüşü için mücadele veren, dünyanın tüm kıtalarında ortaklaşa yazılan taraftar hakları manifestosuyla direnişi başlatıp ''no al calcio moderno'' (modern futbola hayır) çıkışıyla sürdüren ultras oluşumlar için bu haber ; haber değeri taşıyan kriminal bir vakka değil, palermo ve catania arasındaki olaylı derby di sicilia'da yeniden açılan ve ölçüsüz şiddeti anayasal vatandaşlık haklarını hiçe sayarak, karşılarındaki insanlara yönelten stadyum polisini stadlardan atmak yolunda ilerleyen kollektif cephenin biraz daha genişlemesi anlamına gelir.

En basit haliyle Sandri; egemen medyanın yansıtmaya çalıştığı profilin çok uzağında bir insandı. Futbolu futbol olduğu için seven, hepimizin özlediği, mahallenin en şık abilerinin oyununu, o sevdiğimiz aradığımız ama endüstri içinde kaybettiğimiz futbolu seven, oyunun bu bozulmamış halini bi yerlerde bulabileceğine inanan, toprak sahada dizlerimizi kanatarak kana kana oynadığımız ve oynamak için iki taş ile basit bir meşin yuvarlağın yettiği basit sokak futbolunu özleyen , endüstriyel futbol karşıtı bir taraftardı .Bu nedenledir ki dünyanın heryerinde oyunu kurtarmak için mücadele veren ultras oluşumlar Sandri için, pankartlarıyla omuz omuza saf tuttu. Türkiye'nin ultrAslan'ıda mabedleri kapalı tribünde R.İ.P Sandri dedi kilometrelerce uzakta karlı kaplı Norveç'in Rosenborg tayfasıda. Salt bir taraftar olarak Sandri'nin; Sicili tertemizdi. Dünyaya bizim gibi sol duyusuyla bakmaya çalışanların ve hayata nasıl bakarsanız futbolada öyle bakarsanız düsturuyla oyunun politik arka planını gözardı etmeyenlerin asla sevemeyeceği bir takım olan mussolini'nin SS Lazio'sunun taraftarı olmasına karşın Sandri; bir tane dahi sabıkası bulunmayan(bulunsa ne farkeder ki?), irricudibilinin içine mevzilenmiş otonom neo nazi oluşumlarla uzaktan yakından bağı bulunmayan(bağı bulunsa dahi ortak ultras duruş gereği yine kollektif olarak tüm gruplar onun yanında olurdu) , 26 yasinda, deplasmanlara sık hatta hiç gitmeyen,kendi halinde dj'lik yapan, ailesi hayalleri kurmaya çalıştığı bir yaşamı olan, ortalama gelir seviyesine sahip bir italyandi. Tek günahı futbolu sevmek ve maçları hepimize dayatılan adeta tribünden çok kapitalizmin reklam panolarına dönmüş lüks localardan oturarak maç izleme zorlamasına karşı çıkarak, Curva'lardan maç izlemek olan bir insandı.. Polis cinayete kaza süsü vermek için olayın kargaşa esnasında kazayla patlayan bir kurşunun sekmesiyle gerçekleştiğini savundu . Oysa binlerce insanın önünde polis önce jop sonra biber gazı arkasından silah kullanarak kitlelerin üzerine gelmiş son aşamada ise sandri birebir hedef alınarak kurşunlanıp öldürülmüştü.

İtalyan polisinin korumakla yükümlü olduğu sivillere karşı işlediği suçların bir özet dökümünü yapmak istesek ansiklopediler yazmamız gerekir.Şampiyonlar liginde oynanan bir Roma Galatasaray maçı sonrası aynı polisin ırkçı küfürler eşlinde Galatasaray yedek klübesini, teknik heyeti, futbolcuları joplarla dövdüğü daha dün gibi aklımızdayken o bu polisin maçta birini kurşunlarak öldürmeside bu alemin içindeki insanlar olarak bizi şaşırtmıyor aslında.İtalya'da sırf stadyumlarda sözde güvenliği sağlamak için görevlendirilen spor polisinin davaları bile başlı başına ayrı bir hukuksal mücadeleyi gerektirecek derecede külliyat boyutuna ulaşmış durumda.Koyu bir Milan taraftarı olan, eski kara - kızıl tugaylar tribün grubu neferi ünlü sosyalist aktivist Negri'nin hapishaneden yazdığı ; ''Milan Daima'' yazısında belirttiği suçlar arasında maçlarda gözaltına alınanların aylarca ortadan kaybolduğu ve bunun bir şekilde italyan hükümeti tarafından holiganizmle mücadele olarak anlatılıp üstünün kapatıldığı gibi iddiaları asla unutmamak gerekiyor. Korumakla görevli olduğu vatandaşların anayasal anlamda güvence altına alınan dokunulamaz yaşam haklarını defalarca çiğneyen bir kolluk gücüne karşı italya'da her gün büyüyen ve kollektif bir isyana dönüşen stadyum kaosunu anlamamak güç değil. Sandri'nin öldürülmesini geçen yıl yine silah kullandıkları palermo catania maçında gelen bir taşla kör olan arkadaşlarının öcünü aldıkları şeklinde yorumlayanlarda var, polisin kontrolden çıktığı klasik bir serie a calcio'su cinayeti olarakta veya no al calcio moderno aktivistlerinin ortak sloganında anlam bulduğu şekilde ''tüm egemenler katildir ve stadlardan defol polis'' biçiminde dışavuranlarda..

Yaşanan süreçte; tüm bu bilgi karmaşası ve farklı yorumlar içerisinde tartışılmaz olan tek bir gerçek vardı. Televizyonların kar zarar hesaplarına dayalı finans ölçümleriyle yaşayan, şifreli kanallar yoluyla ele geçirdikleri ''herkesin eşit imkanlarla futbol izleme hakkını'' ortaklaşa protesto eden , stadlardan polisin çekilmesini isteyen, Curva'ların (ultras grupların toplandığı kale arkaları)hergün artan bilet fiyatlarını ortaklaşa protesto edip bir lazio roma derbisinde veya inter milan maçında birbirilerinden ölesiye nefret etseler bile ortak kararla stadı ortaklaşa boş bırakan , bahis şirketlerinin spekülasyonlarına karşı bahissiz futbol manifestosunu benimseyen , formaların eski klasik ve düz hale gelmesini talep ederek fakir takımları daha fakir zengin takımları daha zengin yapan sponsorluk anlaşmalarına karşı kendi klüpleri zenginler liginde yer alsa bile yönetimlerini ısrarla protesto eden ultras'lar için Sandri'nin öldürülmesinin tek bir anlamı var ; İSYAN!. Bu isyanın simgesi Sandri; Lazio'nun can düşmanı italya'nın sosyalist takımı Livorno'nun otonom marksist gruplarından tutunda, yine sandri'ni taraftarı olduğu lazio'nun ezeli rakibi ve ebedi düşmanı başkentin büyüğü AS Roma'nın taraftar derneklerinin Lazio'lu sandri'nin tabutuna sarı kırmızı atkılarını sarıp güllerle donatmasına kadar büyüyen bir ortak refleks geliştirmiştir. Bir pankartı çaldırdıkdan sonra onurlu bir duruş göstererek biz klüp yönetimlerinden yardım almayız diyerek tribünlerden çekilen koreorafi şampiyonu AC Milan'ın FDL'sine kadar herkes Sandri'nin cenazesinde ortak saf tutarak tüm dünyaya futbolun gerçek sahibinin hala sokaktaki insan olduğunu göstermiştir.. Sandri olayı tıpkı vincenzo olayı gibi ;''başka bir futbol mümkün'' diyerek 68 paris'inde barikat arkasına kazınmış ''gerçekçi ol imkansızı iste'' düsturunu yaşamlarının baş öznesi yapan Ultras'ların topyekün isyanına dönüşmüştür. Sandri vakkası bir milattır ve Liverpool'un efsane menejeri Shankly'nin bir zamanlar söylediği gibi ''futbol bir ölüm kalım meselesi değil çok daha ötesidir.''...

Alıntı...

ATAM


Düşünceleri, ilke ve inkılâpları ile yolumuzu aydınlatan Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının 70. yılında sevgi, saygı ve özlemle bir kez daha anıyoruz.

9 Kasım 2008 Pazar

GELİYORUZ.....


Türk sporuna damga vuran ve ''Zıt Kardeşler'' olarak adlandırılan Fenerbahçe ile Galatasarayımızın bir yüzyıla yaklaşan ezeli rekabeti, birçok ilginç olaya tanık oldu.

99 yıllık ezeli rekabette ilk golü Galatasaraylı futbolcu Emin Bülent Serdaroğlu attı.

17 Ocak 1909 tarihinde ''Papazın Çayırı'' olarak adlandırılan yerde yapılan ilk maçı 2-0 kazanan Galatasaray, ezeli rakibinden ilk 7 maçta gol bile yemedi.

Ezeli rekabette son golü ise 27 Nisan 2008 tarihinde Ali Sami Yen Stadı'nda yapılan lig maçında yine Galatasaraylı Shabani Nonda kaydetti.

-FENERBAHÇE 5 YIL BEKLEDİ-

Fenerbahçe, Galatasaray karşısında ilk golü ve galibiyeti, ezeli rekabetteki 8. randevuda elde etti.

4 Ocak 1914 tarihinde Union Club sahasında yapılan İstanbul Ligi maçını 4-2 kazanan Fenerbahçe, böylece ezeli rakibi karşısında yaklaşık 5 yıl süren suskunluğuna da son vermiş oldu.

Sarı-lacivertli takım adına Galatasaray'a tarihteki ilk golü ise Hasan Kamil Sporel attı.

-EN AZ VE EN ÇOK SEYİRCİLİ MAÇLAR-

Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki maçlarda en az seyirci 17 Kasım 1922'deki karşılaşmaya geldi.

İttihat Sahası'nda şiddetli yağmur altında yapılan ve hakem Fethi Tahsin Başaran'ın şemsiyeyle yönetmek zorunda kaldığı maçı, tamamı biletsiz 14 kişi izledi.

21 Eylül 2003'de İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan lig maçını ise 70 bin 125 seyirci izlerken, bu rakam, ezeli rakipler arasındaki bir maçı izleyen seyirci sayısındaki rekor olarak tarihe geçti.

-GOLCÜLER-

Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki 99 yıllık rekabette en fazla golü, Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel attı.

Sporel, Galatasaray'a karşı oynadığı 42 maçta, toplam 27 kez rakip fileleri havalandırdı.

Zeki Rıza Sporel'i, 24 golle yine bir Fenerbahçeli Alaattin Baydar izliyor.

Fenerbahçeli Lefter Küçükandonyadis'in 20, Galatasaraylı Metin Oktay'ın ise ezeli rekabette 19 golü bulunuyor.

Bu arada 2 takımda da forma giyen Tanju Çolak'ın da 14'ü Galatasaray, 8'i Fenerbahçe formasıyla olmak üzere ezeli rekabette toplam 22 golü var.

Lig maçlarında ise Galatasaraylı Metin Oktay 9, Fenerbahçeli Aykut Kocaman da 8 golle takımlarının en golcü isimleri olarak tarihe geçti.

-TURGAY ŞEREN'İN REKORU-

Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında en çok oynama rekoru Turgay Şeren'e ait.

(A) Milli Takım ve Galatasaray'ın unutulmaz kalecilerinden Şeren, sarı-kırmızılı kaleyi 55 kez Fenerbahçe'ye karşı korurken, ezeli rekabette en çok forma giyen futbolcu unvanını elinde bulunduruyor.

-ÖZLEM DOLU YILLAR-

Ezeli rakipler, rekabetin bazı dönemlerinde birbirlerine karşı galibiyet alma bakımından üstünlük kurmakta zorlandı.

Galatasaray üst üste 18, Fenerbahçe ise 11 maçta galip gelemedi.

Sarı-kırmızılı takım, 17 Mayıs 1942'de 3-1 kazandığı maçın ardından tam 18 maç galip gelemedi ve 19. maçta 1 Aralık 1946'da sahadan 1-0 galip ayrıldı.

Sarı-lacivertliler ise 20 Kasım 1949'da 2-0 kazandığı maçın ardından üst üste 11 maç galip gelemedi ve 22 Şubat 1953'de taraftarlarına Galatasaray galibiyeti armağan edebildi.

-HEYECANI İKİ TAKIMDA DA YAŞAYANLAR-

Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinde, şimdiye dek birçok oyuncu futbolculuk yaşamında 2 formayı da giyme şansını buldu.

Son dönemde iki takımda da oynayan futbolcular şöyle:

Raşit Çetiner, Güngör Tekin, Erdoğan Arıca, Engin Verel, Mehmet Oğuz, Erhan Önal, Arif Kocabıyık, İlyas Tüfekçi, Tanju Çolak, Semih Yuvakuran, Selçuk Yula, Hasan Vezir, Benhur Babaoğlu, Elvir Boliç, Sedat Balkanlı, Saffet Sancaklı, Ahmet Yıldırım, Sergen Yalçın, Emre Aşık, Fatih Akyel, Elvir Baliç, Haim Michael Revivo, Abdullah Ercan, Mehmet Yozgatlı, Stjepan Tomas, Servet Çetin, Emre Belözoğlu.

-BİR MAÇTA 4'ER GOL ATANLAR-

Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında şimdiye dek 1 maçta bir futbolcu tarafından atılan en fazla gol, 4 olarak gerçekleşti.

Galatasaraylı Celal İbrahim, Cemil Gürgen ve Metin Oktay ile Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel, rakip filelere bir maçta 4'er gol atma başarısını gösterdi.

-EN ÇOK GÖRÜLEN SONUÇ 1-0-

Ezeli rakiplerin 99 yıllık geçmişinde, geride kalan 360 maçta en çok görülen sonuç 1-0 oldu.

Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki maçlarda tam 67 kez 1-0'lık sonuç ortaya çıkarken, 45 kez 2-1'lik skor alındı.

-EN ÇOK MART AYINDA KARŞILAŞTILAR-

Galatasaray ile Fenerbahçe, en çok mart, en az ise temmuz aylarında karşılaştı.

Ezeli rakipler, mart ayında 46 kez birbirleriyle karşılaşırken, temmuz ayında ise yalnızca 9 kez maç yaptılar.

-EN FARKLI SKORLU MAÇ-

İki takım arasındaki 99 yıllık ezeli rekabette geride kalan 360 maçta en farklı skorlu galibiyeti, 7-0'lık sonuçla Galatasaray aldı.

12 Şubat 1911'de İstanbul Ligi'nde yapılan maçı, Galatasaray 7-0 kazanmıştı.

-GALATASARAY'IN ZAFERLERİ-

Galatasaray'ın, Fenerbahçe karşısında 99 yıllık rekabette aldığı en farklı skorlu galibiyetlerin tablosu şöyle:

Tarih Stat Organizasyon Sonuç (GS-FB)

---------- ---------- ------------- ------------

12.02.1911 Union Club İstanbul Ligi 7 - 0

04.05.1913 Union Club Özel 6 - 0

01.10.1914 İttihat Spor Özel 6 - 1

15.03.1942 Şeref İstanbul Kupası 5 - 0

18.12.1960 İnönü Birinci Lig 5 - 0

-FENERBAHÇE'NİN FARKLI SKORLU GALİBİYETLERİ-

Fenerbahçe ise ezeli rakibi Galatasaray karşısında şimdiye dek en farklı skorlu galibiyeti, 2002-2003 sezonunun ilk yarısında Kadıköy'de yapılan maçta elde etti.

6 Kasım 2002'de yapılan lig maçını 6-0 kazanan sarı-lacivertli ekip, aynı zamanda lig maçlarında 2 takım arasındaki en farklı skorlu galibiyete imza attı.

-FENERBAHÇE'NİN ZAFERLERİ-

Fenerbahçe'nin ezeli rakibi karşısında aldığı en farklı skorlu galibiyetler şöyle:

Tarih Stat Organizasyon Sonuç (FB-GS)

---------- ---------- ------------- -------------

06.11.2002 Fenerbahçe Birinci Lig 6 - 0

23.02.1936 Fenerbahçe İstanbul Ligi 6 - 1

12.12.1976 19 Mayıs Deprem Kupası 6 - 1

16.08.1980 İnönü TSYD Kupası 5 - 0

-EN GOLLÜ MAÇLAR-

Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki en gollü maçlarda, penaltılar dışında sporseverler toplam 8'er gol gördü.

5 Haziran 1983 tarihinde Ali Sami Yen Stadı'nda yapılan lig maçında, ezeli rakipler 4-4 berabere kaldı.

İki takım arasında 2000-2001 sezonunda, 7 Şubat 2001'deki Türkiye Kupası yarı final karşılaşması da 4-4 berabere sonuçlandı.

-YARIDA KALAN MAÇ VE TARİHİ KAVGA-

Ezeli rakiplerin 23 Şubat 1934 tarihinde yaptıkları İstanbul Ligi maçı futbolcular arasında çıkan büyük bir kavga nedeniyle yarıda kaldı.

Taksim Stadı'nda yapılan maçın 60. dakikasında Galatasaraylı Kadri Dağ'ın, Fenerbahçeli M.Reşat Nayir'e attığı attığı tekme ve Kadri'nin üzerine doğru koşan Fenerbahçeli Fikret Arıcan'ın, Galatasaraylı Tevfik tarafından kucaklanıp, saha kenarına atılmasıyla saha bir anda karıştı. İki takım oyuncuları arasında başlayan kavgaya tribünlerdeki seyirciler de katılınca, olaylar iyice büyüdü.

Yarıda kalan maçın ardından toplanan ''Mıntıka Futbol Heyeti'', Türk spor tarihinin en ağır cezalarından birisini verdi ve Fenerbahçe'den 9, Galatasaray'dan 8 futbolcu olmak üzere toplam 17 futbolcuyu uzun süreli cezalandırdı.

Bu cezalardan en karlı çıkan takım Beşiktaş olurken, sezonu ezeli rakiplerinin önünde şampiyon tamamladı.

-YABANCI HAKEMLER-

Ezeli rekabetin geçmişinde yabancı hakemler de görev yaptı.

Bu hakemler arasında Çek, İngiliz, Yunan, İtalyan, Avusturyalı, Alman, İsviçreli, Rumen, Macar, Yugoslav, Belçikalı ve Bulgar hakemler bulunuyor.

-TARİHTEN YAPRAKLAR-

-Galatasaraylı Bahri Altıntabak, Fenerbahçeli Şeref Has ile Nezihi Tosuncuk, ezeli rekabet tarihinde hem kendi kalesine, hem de rakip kaleye gol atan oyuncular oldu.

-Şevki Şenlen, Raşit Çetiner, İlyas Tüfekçi, Hasan Vezir, Saffet Sancaklı ve Tanju Çolak, hem Galatasaray, hem de Fenerbahçe formasıyla ezeli rekabette gol atma sevinci yaşadılar.

-Ezeli rekabette takım değiştiren oyuncular arasında eski takımlarında kaptanlık bandını taktıktan sonra transfer olan futbolcular, Fenerbahçe kaptanıyken Galatasaray'a geçen Naci Erdem ve Galatasaray kaptanıyken Fenerbahçe'ye geçen Mehmet Oğuz olarak kayıtlara geçti.

8 Kasım 2008 Cumartesi

GELİYORUZ.....

Benfica Galatasaray önünde diz çöktü

Stat: Estadio Da Luz / Lizbon
Tarih: 6 Kasım Perşembe / TSİ 21:30
Hakemler: Martin Atkinson, Peter Kirkup, Muhammed Matadar. 4.hakem: Andre Marriner (İngiltere)
Hava Durumu: Perşembe günü Lizbon’da açık bir hava. Gündüz sıcaklığı ortalama 18, gece sıcaklığı ise ortalama 12 C .Galibiyet için her türlü ortam müsait...

Galatasaray
De Sanctis, Sabri, Servet, Emre Aşık, Hakan, Arda, Meira, Ayhan, Lincoln, Baros, Ümit Karan
Yedekler Aykut Erçetin, Yaser Yıldız, Serkan Kurtuluş, Erdem Alparslan, Volkan Yaman, Murat Akça, Mehmet Güven

Benfica
Quim, Luisao, Reyes, Katsouranis, Maxi Pereira, Di Maria, Nuno Gomes, Jorge Riberio , Hassan Yebda, Sidnei, David Suazo
Yedekler Moreira, Oscar Cardozo, Pablo Aimar, Urreta, Binya, Carlos Martins, Miguel Vitor


1. YARI
1' Benfica maça başladı.
2' Sabri'nin sağ kanattan ortasında ceza sahasında Ümit Karan topla buluşmak istedi. Sidnei topu uzaklaştırdı. Aynı dakika içinde Arda, ceza sahasında Lincoln'u kaçırdı. Sol çaprazda Lincoln kaleci ile karşı karşıya kaldı. Şutu kaleciden geri döndü.
3' Lincoln'un soldan ortasında ceza sahasına kaleci ile karşı karşıya pozisyonda Ümit Karan vuramadı.
5' Nuno Gomes'in ceza sahası dışından şutu kalenin üzerinden dışarı gitti.
8' Baros orta sahaya gelerek rakipten topu kaptı ve Arda'ya pas verdi. Sağ kanattaki mücadelede Sabri'nin presi var.
9' Milan Baros, ceza sahasının sağ çaprazındaki bölgeden çok sert vurdu. Şutu kalenin az farkla üzerinden dışarı gitti.
10' Nuno Gomes sol kanattan ceza sahasına girdi. Kale sahası önüne pasını Servet karşıladı. Gomes, kendisine gelen topu tekrar kale önüne ortaladı. Arda topu uzaklaştırdı.
12' Servet sarı kart gördü. Sağ kanattan Reyes'in kullandığı serbest vuruşta top kalenin üzerinden dışarı gitti.
15' Ayhan rakibiyle girdiği mücadele sonrasında sarı kart gördü.
16' Arda ceza sahasına Ümit Karan'ı kaçırmak istedi ancak rakip defansa çarpan top kaleciye kadar gitti.
17' David Suazo'nun ceza sahası dışından şutu, kalenin oldukça uzağından dışarı gitti.
18' Nuno Gomes'in ceza sahası çizgisi üzerinden şutu Servet'ten döndü. Yine ceza sahası üzerinde kalan topu yerde yatan Ayhan ayakla uzaklaştırdı.
20' David Suazo soldan ceza sahasına girdi. Sert şutu uzak kale direği dibinden dışarı gitti.
21' Riberio'nun sol çaprazdan sert şutu kalenin üzerinden dışarı gitti.
23' Arda'nın şutu rakip defanstan döndü. Sağa dopru açılan topu Baros aldı. Rakibini geçmek isterken topu kaybetti.
25' Sabri'nin sağ kanattan ortasına ceza sahasında Ümit Karan kafa ile yükselerek vurdu. Kaleci Quim topu kontrol etti.
26' Reyes'in ceza sahası dışından şutu kalenin oldukça uzağından dışarı gitti.
29' Lincoln getirdiği topu ceza sahasına girerken Baros'a uzattı. Baros karambolde topa vuramadı.
31' Lincoln'un kullandığı serbest vuruşta top rakip defanstan geri döndü.
33' Arda, savunmanın arkasındaki Ümit Karan'ı kaçırmak istedi ancak hakem Karan'ın pozisyonu için ofsayt kararı verdi.
35' Reyes'in sol kanattan kullandığı serbest vuruş defansın da arkasından taca gitti.
37' Ceza sahamıza gelen ortaya Suazo'nun volesini De Sanctis mükemmel bir şekilde kornere çeldi.
39' Reyes'in ceza sahasına ortasını Ayhan karşıladı ve uzaklaştırdı.
43' Ayhan'ın sert şutu kalenin üzerinden dışarı gitti.
45' Lincoln ceza sahasında rakibinden sıyrıldı. Kaleci ile karşı karşıya kaldı ancak hakem Lincoln'un rakibinden sıyrılırken faul yaptığını işaret etti.
45+' Hakem ilk yarıya 1 dakika ekledi.

İlk devre 0-0 sona erdi.

2.YARI
46' Galatasaray ikinci yarıya başladı.
47' Emre Aşık, Suazo'nun önündeki topu çok kritik pozisyonda keserek önemli bir tehlikeyi savuşturdu. Aynı dakika içinde Ümit Karan'ın rakip ceza alanının solundan ortası kalenin üstüden dışarı çıktı.
48' Hakan'ın soldan ortasını rakip defans karşıladı.
51' Lincoln'un ara pasıyla Baros kaleci ile karşı karşıya kaldı. Baros'un şutu kalecinin ayaklarına çarparak kornere gitti.
52' Gollllllllllllllllll gol gol gol gol gollllllllllllllllllllllllllllllllll. Emre Aşık atttııııııııııı.. Lincoln'un kornerden gelen topuna Servet arka direkte yükselerek topu kale önüne indirdi. Emre Aşık gelişine vurdu 0-1
55' Maxi Perreira, Arda'ya yaptığı faul sonrasında sarı kart gördü.
57' Benfica'da Reyes'in yerine Pablo Aimar oyuna girdi.
58' Orta sahada Lincoln topu Baros'a uzattı. Baros topu ceza sahasına kadar sürdü. Ceza sahası çizgisi üzerindeki Karan'a verdi. Karan, topu Lincoln'un önüne bıraktı. Lincoln topa gelişine vurdu. Top kalenin uzerinden dışarı gitti.
60' Lincoln'un kullandığı korner vuruşunda topu rakip defans uzaklaştırdı. Aimar ile gelişen kontra atakta Aimar'ın ara pasıyla buluşan Di Maria ofsayt pozisyonunda.
61' Nuno Gomes'in yerine Cardozo oyuna girdi.
62' Sabri sağ kanattan sıfıra kadar indi. Kale önüne ortasına Arda dokunamadı.Aynı dakikada gelişen karşı atakta Cardozo ile Servet'in mücadelesinde Servet iyi bir zamanlama ile müdahele ederek topu taca attı.
64' Benfica'da Yebda'nın yerine Carlos Martins oyuna girdi.
66' Cardozo'nun kullandığı serbest vuruşta top kalenin yanından dışarı gitti.
69' Gol gol golllllllllllllllllllllllllll gol gol gol gol gol gol gol gollllllllllllll. Mükemmellllll bir gollllllllllllllllllll. Ayhan'ın defansına arkasıan kaldırdığı topu Arda kafa ile kale önüne indirdi. Karan gelişine vurduuuuuuuu ve gollllllllllll: 0-2
71' Mrtins'in serbest vuruştan sert şutu De Sanctis'den döndü.Suazo'nun vuruşu De Sanctis'e çarptı. De Sanctis sakatlandı. Ancak yapılan müdahele ile iyi olduğu tespit edildi. Sanctis tekrar oyunda. Suazo pozisyondan ötürü sarı kart gördü.
76' Cardozo'nun ceza sahası dışından şutu kalenin farkla yanından dışarı gitti.
78' Lincoln, Baros'u defansın arkasına kaçırdı. Baros kaleci ile karşı karşıya kaldı. Kaleciyi çalımlamak isterken sıfıra kadar indi. Ceza alanındaki Arda ve Lincoln'u görmek isterken rakip defans yerleşerek kale ağzına gelen topu uzaklaştırdı.
80' Luisao'nun ortasını kale sahasında De Sanctis çıkarak aldı.
81' Milan Baros'un yerine Mehmet Güven oyuna girdi.
85' Ümit Karan'ın yerine Yaser oyuna dahil oldu.
89' Benfica yarı sahamızdan bir serbest vuruş kullandı. Defansta Emre Aşık topu uzaklaştırdı.
90' Yaser ileri uçta kendisi gitmek isterken ikili müdaheleye maruz kaldı. Luisao yaptığı faul sonrasında sarı kart gördü.
90+' Hakem maça 3 dakika eklendiğini işaret etti.
93' Arda'nın yerine Volkan oyuna girdi.

Maç Galatasaray'ın 0-2 galibiyetiyle sonuçlandı. Galatasaray bu skorla puanını 6 yaparak, B Grubu'ndaki liderliğini sürdürdü.

4 Kasım 2008 Salı

İL ROMANİSTA


Roma gruptaki 4. Maçta Chelsea ile karşılşıyor. Bir anlamda tamam mı devam mı maçına çıkacak sarı kırmızılılar hem ligde hem de Avrupa’da devam eden kötü gidişe dur demek istiyor. Öte yandan Chelsea ise bu maçı kazanarak grup liderliğini garantilemenin peşinde.

Roma’nın kötü gidişatı devam ediyor. İki takımın Londra’daki maçından bu yana takım üç basamak daha geriledi ve 17. Sıraya düştü. Ligin ilk 10 haftasında sadece 7 puan toplayabildiler. Şampiyonlar Ligi’nde Olimpiyat Stadı’nda bu sezon oynadıkları ilk maçta Roma, Cluj’a 2-1 yenilerek şok yaratmıştı.

Roma’nın hücum performansı Spaletti için oldukça ürkütücü. Oynadıkları son beş resmi maçta sadece Udinese’ye karşı penaltıdan bir gol bulabildiler. Bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde Chelsea’nin henüz gol yemediğini düşünürsek Roma için işler daha da zorlaşıyor.

Chelsea ise bu sezon tek kelime ile harika gidiyor. Premierleague’de liderliğe oturan mavililer Şampiyonlar Ligi’nde de 3 puan farkla zirvedeler. Liverpool’a yenilen takım kendini hemen toparladı ve Sunderland’i 5-0 ile darmadağın etti. Chelsea’nin 11 maçta sadece 4 gol yediğini not düşmemiz lazım.

Bu sezon Avrupa’da tek deplasman maçına çıkan Chelsea, hayal kırıklığı yaratan bir şekilde Cluj ile golsüz berabere kalmıştı. Yine de Chelsea son 24 resmi maçta bir tek Liverpool’a kaybetti.

Son Maçlar

Roma

Kasım 1 v Juventus (H) 0-2
Ekim 26 v Udinese (H) 1-3
Ekim 22 v Chelsea (A) 0-1 (Şampiyonlar Ligi)
Ekim 19 v Inter (H) 0-4
Ekim 5 v Siena (A) 0-1

Chelsea

Kasım 1 v Sunderland (H) 5-0
Ekim 29 v Hull City (A) 3-0
Ekim 26 v Liverpool (H) 0-1
Ekim 22 v Roma (H) 1-0 (Şampiyonlar Ligi)
Ekim 18 v Middlesbrough (A) 5-0


Roma

Roma’nın en büyük sıkıntısı Francesco Totti’nin fiziksel durumu. Dizinden sakatlığı bulunan oyuncu Juventus maçını kaçırmıştı. Gelen raporlara göre Totti maçın bir bölümünde oynayabilecek. Öte sakatlıkları devam eden Cassetti ile Aquiliani kesin olarak oynayamayacaklar. Juve karşısında oynayan Baptista’nın ilk 11 oynaması bekleniyor.

Muhtemel 11: Doni; Panucci, Juan, Mexes, Riise; De Rossi, Pizarro; Perrotta, Baptista, Vucinic; Totti

Chelsea

Chelsea’de sakatlar kervanına Ashley Cole de katıldı. Sunderland maçında sakatlanan sol bek bu maçta oynayamayacak. Essien, Ballack, Cole, Carvalho takımın diğer sakat isimleri.

Muhtemel 11: Cech; Bosingwa, Terry, Alex, Bridge; Mikel, Deco, Lampard, Malouda; Drogba, Anelka

Il Titolo Marca

VANGOL='M READY TO PLAY AGAINST JUVE
Anfieldin 2 Atmacası.
Forlán ve Aguero
İngiltere’ye dönüp futbol oynamak benim için ayrı bir anlam ifade ediyor. Liverpool şuanda çok formda fakat Madrid’deki maçta çok iyi bir performans gösterdik. Atletico İngiltere’ye kesinlikle çekinerek gitmeyecektiR.........Forlán


Liverpool, önceki maçta Atletico Madrid ile karşılaşmak için Rafael Benitez’in ülkesine gitmişti. Her ne kadar efsane maçlara arasına girmese de iki taraf da bu maçtan istediğini aldı. Maçın 14. dakikasında ofsayt tartışmaları yaşanan pozisyonda Robbie Keane takımını öne geçirirken, maçın son on dakikasında Simao Sabrosa, Pepe Reina’yı mağlup ederek eşitliği sağlamıştı.

Bu rövanş maçı öncesi iki takımın da gruptaki durumları gayet iyi. Diğer yandan grubun diğer maçında PSV Eindhoven’in Marsilya’yı yenmesi durumunda Liverpool – Atletico maçının mağlubu da gruptan çıkma yolunda büyük bir baskı altına girecek.

Liverpool liderlik peşinde


Şampiyonlar Ligi maçları başladığından beri Liverpool Premier Lig’de adeta çiçek açtı. Önce Manchester City ve Wigan’ı aynı skorlarla 3-2 yenen Liverpool, daha sonra Chelsea’yi Stamford Bridge’de yenmenin keyfini yaşadı. Çok zorlu geçen maçta Portsmouth’u da devirmeyi başaran Benitez’in öğrencileri, müthiş çıkışlarını sürdürdü.

Bu galibiyetlerin ardından “ben size söylemiştim” gibi bir tavır içine giren Benitez’i Tottenham sürprizi bekliyordu. Harry Redknapp’ın yeniden hayat verdiği Tottenham, daha önce geriden gelerek 4-4lük beraberliği yakaladığı Arsenal’e gücünü göstermişti. Tottenham, Liverpool’a da bu gücü göstererek bu maçtan 2-1lik galibiyetle ayrılmasını bildi.

Bugünkü maça geldiğimizdeyse Liverpool, yenilmez olduğunu göstermeli. Premier Lig’de sadece gol averajıyla ikinci sırada bulunan ve beş kez Avrupa Şampiyonu olmuş bir takımın bunu yapması kadar doğal birşey olamaz.

Hala Hastanedeler

Simao’nun önceki maçta attığı gol, şüphesiz ki Javier Aguirre’nin koltuğunda kalmasını sağladı. Atletico’nun El Madridal’deki son dakikalarda bulduğu iki golle 4-4 lük eşitliği sağladığı maçta Simao’nun golü yine Aguirre’ye yaradı.

İspanya Kral Kupası’nda tatmin edici olmasa da alınan galibiyet Atletico’yu biraz da olsa sevindirdi. Diego Forlan’ın attığı gol, Atletico’ya İspanya 2.Lig ekiplerinden Orihuela karşısında haksız bir şekilde galibiyeti getirdi.

Ligde altıncı sırada olan Atletico’nun hocası, “Adeta yoğun bakımdan çıktık amah ala hastanede gibiyiz. Dört hafta boyunca kazanamadık ve düzeltmemiz gereken yerler olduğunu biliyoruz” diyerek son durumlarını açıkladı.

İstatistikler

Atletico, Liverpool’un 10 maçın 8ini kazandığı ve hiç yenilgi yüzü görmediği Anfield’a gidiyor. Diğer yandan İspanyol temsilcisi de deplasman maçlarında 10’a 4 gibi bir galibiyet oranına sahip. La Liga’daki son iki deplasman maçında 10 gol yiyen Atletico, yalnızca Şampiyonlar Ligi ön elemeler için gittiği Schalke deplasmanında gol atamadı.

Liverpool, bu maçta 3 gol atarsa Şampiyonlar Ligi’ndeki 300. golüne ulaşacak. Diğer yandan İspanyollarla oynadığı son 5 maçta galibiyet yüzü göremeyen Liverpool, İngiltere’de yalnızca bir galibiyet alabilen Atletico karşısında bakalım neler yapacak.

Son Maçlar

Liverpool

Kas 01, 2008 Tottenham 2-1 Liverpool İPL
Eki 29, 2008 Liverpool 1-0 Portsmouth İPL
Eki 26, 2008 Chelsea 0-1 Liverpool İPL
Eki 22, 2008 Atletico Madrid 1-1 Liverpool ŞL
Eki 18, 2008 Liverpool 3-2 Wigan İPL
Eki 05, 2008 Manchester City 2-3 Liverpool İPL

Atlético

Kas 01, 2008 Atletico 2-0 RCD Mallorca LA LIGA
Eki 29, 2008 Orihuela 0-1 Atletico Kupa
Eki 26, 2008 Villarreal 4-4 Atletico Madrid LA LIGA
Eki 22, 2008 Atletico 1-1 Liverpool ŞL
Eki 18, 2008 Atletico 1-2 Real Madrid LA LIGA
Eki 04, 2008 Barcelona 6-1 Atletico LA LIGA

Muhtemel onbirler

Liverpool: Reina, Arbeloa, Carragher, Agger, Dossena, Kuyt, Mascherano, Alonso, Riera, Gerrard, Keane

Atletico Madrid: Leo Franco, Antonio López, Perea, Heitinga, Pernía, Maxi Rodríguez, Paulo Assunção, Maniche, Luis García, Forlán, Raúl García

Scappatoia



Marco Borriello e Belen Rodriguez
“Un figlio. Siamo pronti. Lo vogliamo entrambi”

3 Kasım 2008 Pazartesi

Hoffenheim Mucizesi


Bu yıl yükseldiği Bundesliga'da haftalardan bu yana liderliğini sürdüren Hoffenheim, rakiplerinin dev bütçelerine rağmen yoluna kararlı adımlarla bu hafta da devam etti. Hoffenheim, konuk Karlsruhe karşısında 4-1 galip gelmesini bildi.

Mannheim Carl Benz Stadı'ndaki 26 bin 300 kişinin izlediği maçta Hoffenheim 15. dakikada Vedat İbisevic ile öne geçti. Konuk Karlsruhe 24. dakikada Freis ile skoru eşitledi. 66. dakikada Obasi ile 2-1 öne geçen Hoffenheim 76. dakikada Vedat İbisevic ile farkı ikiye çıkardı. İbisevic bu maçta attığı iki golle Bundesliga'daki gol sayısını da 13'e yükseltti. Maçın skorunu belirten Obasi'nin 77. dakikadaki golü Hoffenheim'ı sevindirdi: 4-1.


Geçen sezon sonunda Alman Birinci Futbol Ligi Bundesliga'ya yükselen Hoffenheim, kurduğu mütevazı kadrosu ile sezonu orta sıralarda bir yerde bitirmeyi hedefliyordu. Ancak, ilk 11 haftanın ardından, Bundesliga'nın zirvesinde yerleşen "Köy takımı" Hoffenheim, 8 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyet ile şampiyonluğun en güçlü adayı konumuna geldi. Mavi-Beyazlılar, şimdiye kadar attığı 31 golle ligin de en golcü takımı oldu.

Almanya Ligi'nde ilk 5 sıra şöyle:

TAKIMLAR PUAN

1.Hoffenheim 25

2. Leverkusen 24

3.Bayern Münih 21

4. Schalke 04 20

5. Hamburg 20

Blog Widget by LinkWithin